Başlıkları göster

İngilizce-Türkçe çeviri
İsim, Ekonomi baloncuk
kabarcık, (sıvı içindeki) hava kabarcığı.
katı cisim içindeki hava/gaz boşluğu/kabarcığı.
hayal, olmayacak şey.
prick the bubble: birinin kurduğu hayali yıkmak.
şişirme dedikodu, göz boyayıcı/asılsız/yalan söylenti/reklam/propaganda.
The Florida real-estate bubble DEVAMINI OKU
kabarcıklanma, kaynama (sesi), kaynayış.
(küresel/kubbeli) sığınak/mevzi/gölgelik.
A network of radar bubbles stretches across Northern Canada.
gösteriş, sahte hareket.
kabarcıklar çıkarmak, kabarcıklaş(tır)mak.
fıkırda(t)mak, fokurda(t)mak, lıkırda(t)mak.
kayna(t)mak.
The tea bubbled in the pot.
şenlendirmek, neşelendirmek.
The play bubbled with songs and dances.
kaynaşmak, … ile altüst/allak bullak olmak/etmek.
His mind bubbles with plans and scehemes.
İngilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlüğü, 1. Basım
İngilizce-Türkçe İlgili Terimler
air bubble hava kabarcığı
environmental bubble bazı turistlerin başka bir ülkeyi ziyaretlerinde bile kendi tarzlarında yiyecek ve otel tercih etmeleri eğilimi
hubble bubble nargile
hubble bubble karışıklık
hubble bubble gürültü
prick the bubble şişinen birinin foyasını meydana çıkarmak Fiil
small bubble kabarcık
soap bubble (a) sabun köpüğü/kabarcığı, (b) uçucu/çabuk sönen/ömürsüz şey.
speech bubble konuşma balonu İsim, Reklamcılık
bubble act South Sea Bubble gibi şirket dolandırıcılıklarını önlemek için çıkarılan kanun
bubble and squeak İngiliz kapuskası: lâhana ve patatesle haşlanmış sığır eti. İsim
bubble bath köpüklü banyo. İsim
bubble bath köpüklü banyo için yapılmış toz/kristal/sıvı. İsim
bubble board kabarcık bellek kartı Bilgi Teknolojileri
bubble car şeffaf yuvarlak kubbeli küçük otomobil. İsim
bubble chamber kabarcık odası: elektrikle yüklü parçacıkların hareketini gözlemeye yarayan çok ısıtılmış saydam sıvı içeren odacık. İsim
bubble column kabarcık kolon Kimya
bubble company (Br) dolandırıcı şirket
bubble company paravan şirket
bubble company dolandırıcı şirket
bubble dancer balon dansözü: örtünmek için balon kullanarak çırılçıplak veya yarı-çıplak danseden dansçı. İsim
bubble gum balonlu sakız, çiklet. İsim
bubble level suterazisi
bubble memory kabarcık bellek Bilgi Teknolojileri
bubble nest kabarcıklı yuva: bazı balıkların yumurtalarının/yavrularının etrafına hava kabarcıklariyle yaptıkları yuva. İsim
bubble noisily fokurdamak Fiil
bubble over coşmak, taşmak, taşkınlık göstermek, kabına sığmamak, içi içine sığmamak.
She was really bubbling over (with joy).
bubble pack köpüklü ambalaj
bubble scheme dalavere
bubble scheme (Br) dolandırıcılık girişimi
bubble sort elemeli sıralama Bilgi Teknolojileri
bubble up (kaplıca, tabiî kaynak vb.) şiddetle kaynamak, iri iri kabarcıklar çıkarmak.
bubble with ideas kafası fikirlerle dolu olmak Fiil
magnetic bubble memory manyetik kabarcık bellek
İngilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
İngilizce - İngilizce
noun. A thin, usually spherical or hemispherical film of liquid filled with air or gas: a soap bubble.
noun. A globular body of air or gas formed within a liquid: air bubbles rising to the surface.
noun. A pocket formed in a solid by air or gas that is trapped, as during cooling or hardening.
noun. The act or process of forming bubbles.
noun. A sound made by or as if by the forming and bursting of bubbles.
noun. Something insubstantial, groundless, or ephemeral, especially:
noun. A fantastic or impracticable idea or belief; an illusion: didn't want to burst the new volunteers' bubble.
noun. A speculative scheme that comes to nothing: lost money in the real estate bubble.
noun. Something light or effervescent: "Macon—though terribly distressed—had to fight down a bubble of laughter” ( Anne Tyler).
noun. A usually transparent glass or plastic dome.
noun. A protective, often isolating envelope or cover: "The Secret Service will talk of tightening protection, but no President wants to live in a bubble” ( Anthony Lewis).
verb. To form or give off bubbles.
verb. To move or flow with a gurgling sound: a brook bubbling along its course.
verb. To rise to or as if to the surface; emerge: "Since then, the revolution has bubbled up again in many forms” ( Jonathan Schell).
verb. To display irrepressible activity or emotion: bubbling over with excitement.
verb. To cause to form bubbles.
from The American Heritage® Dictionary of the English Language, 4th Edition

27.03.2018 20:01