Başlıkları göster

İngilizce-Türkçe
Terimler/Kalıplar
İngilizce-İngilizce
İngilizce-Türkçe çeviri
İsim, Hukuk tahkimname
uzlaşma, uyuşma.
ara-çözüm: bazı şeylerden karşılıklı vazgeçerek varılan anlaşma.
We should settle, our differences DEVAMINI OKU
ortalama çözüm, zıt şeylerin ortası, en uygun hal çaresi.
They agreed on (came to/reached) a compromise DEVAMINI OKU
ödün, taviz.
şöhretini/itibarını tehlikeye koyma(k), şeref ve haysiyetinden fedakârlık (yapmak), şöhretine halel getirme(k). DEVAMINI OKU
uzlaş(tır)mak, uyuş(tur)mak, anlaş(tır)mak, (isteklerinden karşılıklı fedakârlıklar yaparak) ortalama DEVAMINI OKU
bir işin sonucunu tehlikeye maruz bırakmak.
aksi tesir göstermek, gayrımüsait/istenmeyen sonuç doğurmak.
Being seen with him compromised my reputation.
şeref ve haysiyetini ihlâl edecek tavizde bulunmak, haysiyet kırıcı anlaşmaya razı olmak.
Don't compromise DEVAMINI OKU
(a) pazarlıkla/anlaşma ile taahhüt altına sokmak, (b) yola getirmek, anlaşmaya razı etmek.
İngilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlüğü, 1. Basım
İngilizce-Türkçe İlgili Terimler
compromise someone's health birinin sağlığını tehlikeye atmak Fiil
compromise someone's health birinin sağlığına zarar vermek Fiil
agree to a compromise uzlaşmaya yanaşmak Fiil
by way of compromise uzlaşma yoluyla
effect a compromise bir uzlaşma yapmak Fiil
offer as a compromise bir uzlaşma teklif etmek Fiil
offer of compromise uzlaşma teklifi
policy of compromise uzlaşma siyaseti
policy of compromise uzlaşma politikası İsim
policy of no compromise uzlaşmaya yanaşmama politikası İsim
policy of no compromise uzlaşmaz tutum
prewar compromise savaş öncesi uzlaşma
proposal for a compromise uzlaşma teklifi
proposal for a compromise anlaşma önerisi
prospects of compromise uzlaşma ihtimalleri İsim
settle by compromise uzlaşma yoluyla halletmek Fiil
compromise ... ...'den ödün vermek Fiil
compromise ... ...'den taviz vermek Fiil
compromise a claim bir talebi yerine getirmek Fiil
compromise a dispute bir anlaşmazlığı gidermek Fiil
compromise agreement uzlaşma anlaşması
compromise arrived at by the parties tarafların bazı fedakârlıklar sonucu uzlaşmaya varması
compromise bill uzlaşma yasası
compromise candidate uzlaşma adayı
compromise formula uzlaşma formülü
compromise in court mahkemede tarafların karşılıklı ödünleriyle uzlaşma
compromise in court mahkeme de tarafların karşılıklı ödünleriyle uzlaşma
compromise in court mahkemede uzlaşma
compromise made before an arbirator tahkim anlaşması
compromise offer uzlaşma teklifi
compromise package uzlaşma teklifi
compromise payment tazminat akçesi
compromise plan uzlaşma planı
compromise to an arbitration hakem yoluyla uzlaşmaya gitmek Fiil
compromise verdict jüri üyelerinin uzlaşmasıyla varılan karar
compromise with sb biriyle uzlaşmak Fiil
compromise your beliefs inançlarından taviz vermek Fiil
compromise your beliefs inançlarına aykırı davranmak Fiil
compromise your integrity onurunu zedelemek Fiil
compromise your integrity dürüstlüğüne leke sürmek Fiil
compromise your principles ilkelerinden taviz vermek Fiil
compromise your principles prensiplerinden taviz vermek Fiil
compromise your principles ilkelerine aykırı davranmak Fiil
compromise your principles prensiplerine aykırı davranmak Fiil
compromise yourself ilkelerinden taviz vermek Fiil
compromise yourself kendiyle ters düşmek Fiil
compromise yourself inançlarına aykırı davranmak Fiil
compromise yourself riske girmek Fiil
compromise yourself prensiplerine aykırı davranmak Fiil
compromise yourself ilkelerine aykırı davranmak Fiil
compromise yourself prensiplerinden ödün vermek Fiil
compromise yourself ilkelerinden ödün vermek Fiil
compromise yourself prensiplerinden taviz vermek Fiil
compromise yourself kendini tehlikeye atmak Fiil
arrive at compromise with sb biriyle uzlaşmak Fiil
effect a compromise with sb biriyle uzlaşmak Fiil
Luxemburg compromise (1966) Lüksemburg uzlaşması (1966)
İngilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
İngilizce - İngilizce
noun. A settlement of differences in which each side makes concessions.
noun. The result of such a settlement.
noun. Something that combines qualities or elements of different things: The incongruous design is a compromise between high tech and early American.
noun. A concession to something detrimental or pejorative: a compromise of morality.
verb. To arrive at a settlement by making concessions.
verb. To reduce the quality, value, or degree of something.
verb. To expose or make liable to danger, suspicion, or disrepute: a secret mission that was compromised and had to be abandoned; compromise one's standing in the community.
verb. To reduce in quality, value, or degree; weaken or lower.
verb. To impair by disease or injury: an immune system that was compromised by a virus.
verb. To settle by mutual concessions: a dispute that was compromised.
from The American Heritage® Dictionary of the English Language, 4th Edition

07.12.2017 17:29