Başlıkları göster

İngilizce-Türkçe çeviri
yassıltan, yassılaştıran, düzleştiren (kimse/şey).
(demirci) baskı çekici.
yassı hadde, yassıltma haddesi, saat yayı vb. yapmaya mahsus hadde makinesi.
yaltaklanmak, dalkavukluk etmek, yağ çekmek, tabasbus etmek, överek/methederek göze girmeye çalışmak.
(sırf gösteriş için) iltifat etmek, yüze gülmek, övmek, methetmek.
He flattered her about her cooking.
gururunu okşamak, (överek) göklere çıkarmak, (aşırı derecede) övmek.
aslından daha güzel göstermek.
The portrait flatters her. This picture flatters her.
yakışmak, kusurlarını örtmek.
The black dress flattered her.
aklını çelmek, aldatmak, avutmak, tatlılıkla kandırmak.
zevk/haz/gurur duymak/vermek, çok mahzuz/memnun olmak.
She was flattered at the invitation (that they invited her).
İngilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlüğü, 1. Basım
İngilizce-Türkçe İlgili Terimler
flatter oneself on one's cleverness becerikliliğiyle övünmek Fiil
(light) to cause to flatter titretmek Fiil
to flatter yağ yapmak (argo) Fiil
to flatter yağ çekmek (argo) Fiil
to flatter yağlamak (argo) Fiil
flatter oneself (that) (a) (yanlış) zehaba kapılmak, zannetmek, sanmak.
We flatter ourselves that we can do without their DEVAMINI OKU
flatter sb's vanity birinin gururunu okşamak Fiil
flatter someone etek öpmek Fiil
flatter someone to his face koltuk vermek Fiil
İngilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
İngilizce - İngilizce
verb. To compliment excessively and often insincerely, especially in order to win favor.
verb. To please or gratify the vanity of: "What really flatters a man is that you think him worth flattering” ( George Bernard Shaw).
verb. To portray favorably: a photograph that flatters its subject.
verb. To show off becomingly or advantageously.
verb. To practice flattery.
noun. A flat-faced swage or hammer used by blacksmiths.
noun. A die plate for flattening metal into strips, as in the manufacture of watch springs.

07.12.2017 17:06