Başlıkları göster

İngilizce-Türkçe çeviri
ara bulmak, aracılık yapmak, araya girmek, tavassut etmek, vasıta olmak.
The government mediated between DEVAMINI OKU
barıştırmak, uzlaştırmak, uyuşturmak, bağdaştırmak.
mediate between two warring countries. The lawyer DEVAMINI OKU
arada bulunmak, mutavassıt olmak.
dolaylı, araçlı, vasıtalı, ara yerde bulunan, mutavassıt.
İngilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlüğü, 1. Basım
İngilizce-Türkçe İlgili Terimler
mediation arabuluculuk İsim, Hukuk
ask a third person to mediate birini araya koymak Fiil
ask to third person to mediate aracı koymak Fiil
mediate a peace bir barış için araya girmek Fiil
mediate a settlement bir anlaşma için araya girmek Fiil
mediate between ... ile ... arasında aracılık etmek Fiil
mediate descent mirasın birinci dereceden sonraki derecedeki fürua veya birinci derece kanuni mirasçılardan sonraki mirasçılara intikali
mediate powers bir vekil veya temsilciye verilen vekalet veya yetkinin esas konusunun başarılması için gerekli aracı veya müteferri yetkiler İsim
mediate testimony dolaylı tanıklık
İngilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
İngilizce - İngilizce
verb. To resolve or settle (differences) by working with all the conflicting parties: mediate a labor-management dispute.
verb. To bring about (a settlement, for example) by working with all the conflicting parties.
verb. To effect or convey as an intermediate agent or mechanism.
verb. To intervene between two or more disputants in order to bring about an agreement, a settlement, or a compromise.
verb. To settle or reconcile differences.
verb. To have a relation to two differing persons or things.
adjective. Acting through, involving, or dependent on an intervening agency.
adjective. Being in a middle position.
from The American Heritage® Dictionary of the English Language, 4th Edition

10.03.2018 18:49