Başlıkları göster

İngilizce-Türkçe çeviri
dilemek, istemek, talep etmek.
önermek, (muhakeme sonunda) gerçek/var olduğunu iddia etmek.
varsaymak, doğru kabul etmek, (âşikâr bir şeyi) ispatsız kabul etmek.
koyutlamak, koyut/mevzua/postula olarak koymak/vazetmek.
apaçık gerçek, doğruluğu şüpheye/ispata gerek duyurmayan nesne.
koyut, mevzua, postula, ispatlanmadan kabul edilen ve başka önerileri kanıtlamada kullanılan apaçık gerçek.
temel ilke, kabulü zorunlu olan esas.
gerek koşul, ön şart, herşeyden önce gerekli olan şart.
İngilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlüğü, 1. Basım
İngilizce-Türkçe İlgili Terimler
postulate one's wishes dileklerini ifade etmek Fiil
Euclid's postulate Öklit koyutu.
parallel postulate paralellik beliti/koyutu: Öklid geometrisinde “bir doğruya dışındaki bir noktadan yalnız bir paralel DEVAMINI OKU
postulate to be free serbest bırakılmayı talep etmek Fiil
Euclid's postulate of parallels Öklit koşutluk koyutu.
İngilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
İngilizce - İngilizce
verb. To make claim for; demand.
verb. To assume or assert the truth, reality, or necessity of, especially as a basis of an argument.
verb. To assume as a premise or axiom; take for granted. See Synonyms at presume.
noun. Something assumed without proof as being self-evident or generally accepted, especially when used as a basis for an argument: "the postulate that there is little moral difference between the superpowers” ( Henry A. Kissinger).
noun. A fundamental element; a basic principle.
noun. Mathematics An axiom.
noun. A requirement; a prerequisite.
from The American Heritage® Dictionary of the English Language, 4th Edition

07.03.2018 22:22