Başlıkları göster

arasından anlamına gelmekte olan bir kelime.

12.10.2012 20:49
through ->aracılığıyla.
I'm usually assigned to work with a specific business in order to improve their sales through various marketing strategies.

14.12.2017 17:27
İngilizce-Türkçe çeviri
dalmak, yarıp/yol açıp geçmek.
The car plowed into the house.
plow one's way through mud: DEVAMINI OKU
içinden, arasından, -den, bir yandan öbür yana.
to pass through a tunnel/through a town: tünelden/şehrin DEVAMINI OKU
içinde, üstünde, arasında, -de/-da.
The birds fly through the air: Kuşlar havada uçarlar.
-ye/-ya/-e/-a kadar.
from 1950 through 1990: 1950'den 1990 a kadar.
sonunda, bitiminde.
to be through: bitirmek, sona erdirmek, çekmek, duçar olmak.
Nobody knows DEVAMINI OKU
uçtan uca, boyunca, bir baştan öbür başa, başından sonuna kadar.
all through my life: hayatım DEVAMINI OKU
aracılığı ile, vasıtasıyla, delâletiyle.
I got this job through my uncle: Bu işe amcam sayesinde DEVAMINI OKU
yüzünden, nedeniyle, sebebiyle, …'den dolayı.
It was all through him that we got into trouble: DEVAMINI OKU
-den geçerek, her bir tarafından, her tarafına, her yerine, her yerinde.
baştanbaşa, yandan yana, başından sonuna kadar, tamamen.
engelsiz (yol), sonuna kadar giden, aktarmasız (tren), ekspres.
a through train: ekspres treni. DEVAMINI OKU
İngilizce-Türkçe çeviriler: Atalay Sözlüğü, 1. Basım
İngilizce-Türkçe İlgili Terimler
be through one's apprenticeship çıraklık dönemini tamamlamış olmak Fiil
be through with one's stars artık hiç şansı kalmamış olmak Fiil
clear one's luggage through the customs (Br) valizini gümrükten çekmek Fiil
Distribution of gaseous fuels through mains (NACE code: D35.2.2) Ana şebeke üzerinden gaz yakıtların dağıtımı (NACE kodu: 35.22) İsim, Sanayi ve Zanaatler
edge one's way through the crowd kalabalığı yararak ilerlemek Fiil
elbow one's way through the crowd itip kakarak yol açmak Fiil
fight one's way through the press kalabalıkta zorla ilerlemek Fiil
force one's way through the crowd kalabalıkta kendine yol açmak Fiil
gallop through one's work işini acele acele çalışarak bitirmek Fiil
get through one's fortune bir serveti yiyip bitirmek Fiil
get through with one's work işini bitirmek Fiil
glance one's eye down/over/through : acele göz gezdirmek, kısaca göz atmak.
glance through/over a document: bir belgeye şöyle bir DEVAMINI OKU
go through all one's money bütün parasını harcamak Fiil
go through one's apprenticeship çıraklık dönemini tamamlamak Fiil
go through one's apprenticeship çıraklık döneminde olmak Fiil
go through one's correspondance gelen mektup buları okumak Fiil
go through one's correspondence gelen mektupları okumak Fiil
go through one's facing liyakatini göstermek Fiil
go through one's mail mektuplarına bakmak Fiil
go through someone's stuff birinin eşyalarını karıştırmak Fiil
hew one's way through dense jungle kılıç vb ile vurarak balta girmemiş ormanda kendine yol açmak Fiil
just scrape through one's examination sınavını güç bela kazanmak Fiil
lie through one's teeth fütursuzca yalan söylemek Fiil
lie through one's teeth açık açık yalan söylemek Fiil
lie through/in one's teeth kasten/göz göre göre yalan söylemek.
They are lying in their teeth.
live through someone's life başkasının hayatını yaşamak Fiil
live through someone's life kendini başkası sanmak Fiil
live through someone's life başkası olduğunu hayal etmek Fiil
look through one's notes notlarına bakmak Fiil
Manufacture of gas; distribution of gaseous fuels through mains (NACE code: D35.2) Gaz imalatı; ana şebeke üzerinden gaz yakıtların dağıtımı (NACE kodu: 35.2) İsim, Sanayi ve Zanaatler
plough (plow ,) one's way through the mud US çamurda bata çıka ilerlemek Fiil
plough plow one's way through the mud çamur içinde bata çıka yürümek Fiil
push one's through the crowd kalabalıkta ite kaka ilerlemek Fiil
put one's pen through a word bir sözcüğün üzerini çizerek silmek Fiil
put through one's paces yeteneklerini/nelere muktedir olduğunu göstermek.
Many different problems put the new Prime Minister DEVAMINI OKU
romp through one's examinations sınavını kolayca başarmak Fiil
run through one's fortune servetinıyiyip tüketmiş olmak Fiil
run through one's fortune bütün servetini yiyip tüketmiş olmak Fiil
run through one's mail gelen postayı gözden geçirmek Fiil
run through one's property malını mülkünü eritmek Fiil
run through one's work işini çabuk bitirmeye çalışmak Fiil
scurry through one's work işinıüstünkörü yapmak Fiil
scurry through one's work işini üstünkörü yapmak Fiil
scurry through one's work işini acele bitirmeye çalışmak Fiil
secure an office through one's pull birinin pistonu ile bir mevkie geçmek Fiil
see something through someone's eyes birşeye birinin açısından bakmak Fiil
see something through someone's eyes birşeyi birinin gözünden görmek Fiil
see something through someone's eyes birşeyi birinin açısından görmek Fiil
see through someone's plan birinin gizli plânlarını farketmek, tuzağına düşmemek.
shoulder one's way through the crowd omuz atarak kalabalığı yarmak Fiil
shuffle through one's work işini ihmal ederek görmek Fiil
slip through one's fingers sıvışmak, kaçıp kurtulmak, elinden kaçmak.
let slip through one's fingers: elinden kaçırmak.
squeeze one's way through the crowd kalabalıkta kendine yol açmak Fiil
talk through one's hat palavra atmak, bilir bilmez konuşmak, kafadan atmak, saçmalamak.
talk through one's head kafadan atmak, palavra savurmak.
talk through the back of one's neck saçmalamak, ne dediğini bilememek, ağzından çıkanı kulağı işitmemek.
thread one's way through a crowd kalabalıkta kendine bir yol açmak Fiil
through one's weigh about etkinliğini kullanmak Fiil
through one's weigh about ağırlığını koymak Fiil
thrust one's way through ite kaka yol açmak, sokuşmak.
to talk through one's hat tıraş kesmek (argo) Fiil
Trade of gas through mains (NACE code: D35.2.3) Ana şebeke üzerinden gaz ticareti (NACE kodu: 35.23) İsim, Sanayi ve Zanaatler
twist one's way through maharetle sokulup geçmek Fiil
walk through one's part (tiyatro) rolünün ilk provasını yapmak Fiil
wangle one's way through the crowd kalabalık içinden kendine bir yol açmak Fiil
weave one's way through the traffic trafikte yol bulup ilerlemek Fiil
work one's way through school kendi çabasıyla okumak
work one's way through university kendi kazandığı parayla üniversitede okumak Fiil
worm one's way through the crowd kalabalık arasından kendine yol açmak.
be through bitmek Fiil
blunder through iyi kötü/kör topal işi başarmak.
He managed to blunder through: İyi kötü işi başardı.
brazen through (işi) pişkinliğe vurmak.
break through (a) çıkmak, zuhur etmek.
It was a cloudy day, but the sun at last broke through. (b) çığır açmak, DEVAMINI OKU
bring through (hastalıktan) kurtarmak.
to bring a patience through: bir hastayı kurtarmak.
burn through yakıp delmek/geçmek.
carry through (a) başarmak, (başarı ile) bitirmek, başarıya ulaştırmak, yapmak, ifa/ikmal etmek, sonuçlandırmak, altetmek, DEVAMINI OKU
cleave through (kesip yol açarak) ilerlemek, (arasından) geçmek.
come through (a) (başarı ile) bitirmek/sonuca varmak, (b) umduğu gibi gelmek/çıkmak, beklenen sonucu almak.
Have DEVAMINI OKU
cut through kesik
cut through engelleri kaldırarak yol açmak Fiil
cut through güçlüklerin üstesinden gelmek Fiil
drinking through yalak
drive through geçmek Fiil
drive through durmadan geçmek Fiil
drive through katetmek Fiil
fall through başaramamak, akamete uğra(t)mak, gerçekleş(tire)memek, suya düşmek, vazgeç(il)mek.
His plans fell DEVAMINI OKU
filter through yavaş yavaş herkesçe bilinmeye başlamak Fiil
flick through sayfalara hızlı bir göz atmak, şöyle bir göz gezdirmek.
flip through incelemek Fiil
flip through sayfalarını karıştırmak Fiil
flow through baskın olmak Fiil
flow through güçlü bir şekilde hissedilmek Fiil
flow through baskın bir duygu olmak Fiil
flow through (uçak) içinden ateş
follow through (a) (başladığı işi) tamamlamak/bitirmek, (bitirinceye kadar) elden bırakmamak, (başladığı işe) devam DEVAMINI OKU
fray through eskimek, yıpranmak, aşınmak.
freight through transit yük taşımak Fiil
get through (a)
get through to: varmak, ulaşmak, bağlantı/irtibat kurmak.
The messenger wasn't able to DEVAMINI OKU
getting through sınavda kazanmak Fiil
getting through sınavda kazanma
go through (a) (hastalık vb.) çekmek, katlanmak, duçar olmak, (tecrübe vb.) geçirmek.
go through fire and water: DEVAMINI OKU
going through gözden geçirme
going through tetkik
good through borsada belirtilmiş bir fiyat
good through belirtilmiş bir süre içinde
good through iptal edilmediği ya da değiştirilmediği takdirde menkul kıymetler ya da emtia alımı ya da satımı emri
hack through (a) (balta ile) keserek yol açmak, (b) acele ile/baştan savma yapmak,
argo şişirmek.
live through (bir badireden/çetin bir işten) sağ salim çıkmak, ölmemek, sağ kalmak, eceli gelmemiş olmak.
He lived DEVAMINI OKU
look through muayene
look through tetkik
march through içinden yürüyerek geçmek Fiil
muddle through (bir işi) bata çıka başarmak, bocalaya bocalaya sonuca ulaştırmak, zorlukla paçayı kurtarmak, herşeye DEVAMINI OKU
muddling through idarei maslahat
page through (kitabı okumadan) sayfalarını çevirmek.
pass through içinden geçmek Fiil
pass through geçirmek Fiil
pass through nüfuz etmek Fiil
passing through bir yerden geçme
poke through arasından görünmek Fiil
poke through aradan çıkmak Fiil
poke through aradan uzanmak Fiil
pull through (a) (hastalıktan, krizden vb.) kurtulmak, sağ salim çıkmak/kurtulmak, paçayı kurtarmak, (b) başarmasına DEVAMINI OKU
push through (işi) sonuna kadar götürmek, peşini bırakmamak, bitirmek.
put through (a) yapmak, icra/ifa etmek, bitirmek, iyi bir sonuca ulaştırmak, (b) (telefonu) bağlamak, haberleşme DEVAMINI OKU
random through gelip geçici fikirler
read through baştan savma okumak Fiil
rummage through karıştırmak Fiil
run through (a) (kılıç vb.) saplamak, (kılıç vb. ile) delmek, (b) israf etmek, tüketmek, har vurup harman savurmak. DEVAMINI OKU
see through (a) iyice/içyüzünü anlamak/kavramak, farkına varmak, gerçeği görmek.
He could see through her lies. DEVAMINI OKU
see through sebat etmek, sonuna kadar dayanmak, bitirinceye kadar uğraşmak.
We are determined to see it through DEVAMINI OKU
sell through bir ürünün perakendecilerdeki satış hızını artırma çabası İsim
show through … arkasından/arasından görünmek, sırıtmak.
sleep through uykuda geçirmek, uyuklamak, (bir şey seyrederken vb.) uyuyakalmak.
straight through dosdoğru, baştan başa.
read a book straight through: bir kitabı baştan başa okumak.
strike through teksir etmek Fiil
strike through çoğaltmak Fiil
take through gezdirmek Fiil
take through doğruluğunu kontrol için biriyle bir metni okumak Fiil
take through birine rolünü ezberlemede yardım etmek Fiil
thumb through karıştırmak Fiil
travel through içinden geçip gitmek Fiil
waltz through kolayca başarmak Fiil
watering through maslak
wear through delinmek Fiil
win through başarı ile sonuca ulaşmak.
work through etkili olmak Fiil
work through kurtulmak Fiil
work through başa çıkmak Fiil
work through sonuç vermek Fiil
work through etkisini hissettirmek Fiil
work through ortaya çıkmak Fiil
work through çözmek Fiil
worry through (güçlüklere/engellere rağmen) ilerlemek/başarmak, altından kalkmak, üstesinden gelmek.
To others the DEVAMINI OKU
wriggle through yakasını kurtarmak Fiil
through and through (a) baştan başa, tüm olarak, tamamıyla, tamamen.
wet through and through: sırsıklam, tepeden tırnağa DEVAMINI OKU
through carriage (Br) direkt giden vagon
through carriage direkt giden vagon
through communication direkt temas
through communication aktarmasız bağlantı
through connection aktarmasız tren bağlantısı
through connection direkt bağlantı
through fare geçit
through freight transit yük
through inadvertence dikkatsizlik yüzünden
through inadvertence kaza ile
through negligence ihmalcilik yüzünden dava açmak Fiil
through passenger aktarmasız yolcu
through passenger transit yolcu
through plane direkt uçak
through rate (Br) 50 kilogramdan aşağı yük için navlun ücret
through road geçit yolu
through route geçit yolu
through shipment (US) direkt sevkıyat
through station tren durmayan istasyon
through station tren durmayan tv
through sufferance zımni rıza ile
through ticket yolculuğun sonuna kadar geçen bilet
through ticket direkt bilet
through traffic trafik akışı
through train direkt tren seferi
through train aktarmasız tren
through train direk tren
through transport direkt taşıma
through transportation direkt nakliye
through way direkt yolculuk
through waybill direkt ordino
through worker hakkıyla iş yapan işçi
valid through: son geçerlilik tarihi: İsim
İngilizce-Türkçe terim çevirileri: Zargan Ltd.
İngilizce - İngilizce
preposition. In one side and out the opposite or another side of: went through the tunnel.
preposition. Among or between; in the midst of: a walk through the flowers.
preposition. By way of: climbed in through the window.
preposition. By the means or agency of: bought the antique vase through a dealer.
preposition. Into and out of the handling, care, processing, modification, or consideration of: Her application went through our office. Run the figures through the computer.
preposition. Here and there in; around: a tour through France.
preposition. From the beginning to the end of: stayed up through the night.
preposition. At or to the end of; done or finished with, especially successfully: We are through the initial testing period.
preposition. Up to and including: a play that runs through December; a volume that covers A through D.
preposition. Past and without stopping for: drove through a red light.
preposition. Because of; on account of: She succeeded through hard work. He declined the honor through modesty.
adverb. From one end or side to another or an opposite end or side: opened the door and went through.
adverb. From beginning to end; completely: I read the article once through.
adverb. Throughout the whole extent or thickness; thoroughly: warmed the leftovers clear through; got soaked through in the rain; a letter that was shot through with the writer's personality.
adverb. Over the total distance; all the way: drove through to their final destination.
adverb. To a conclusion or an accomplishment: see a matter through.
adjective. Allowing continuous passage; unobstructed: a through street.
adjective. Affording transportation to a destination with few or no stops and no transfers: a through bus; a through ticket.
adjective. Continuing on a highway without exiting: through traffic; through lanes.
adjective. Passing or extending from one end, side, or surface to another: a through beam.
adjective. Having finished; at completion: She was through with the project.
adjective. Having no further concern, dealings, or connection: I'm through with him.
adjective. Having no more use, value, or potential; washed-up: That swimmer is through as an athlete.
adjective. Doomed to death or destruction.
idiom. through and through In every part; throughout: wet through and through.
idiom. through and through In every aspect; completely: a success through and through.
from The American Heritage® Dictionary of the English Language, 4th Edition

09.03.2018 17:56
in example:
"Every day we lose water through perspiration, urine, breath and bowel movements. "

20.03.2018 17:23
through
Definition
We're going ... a tunnel.

24.03.2018 19:45